NEDEN AŞIRI YERİZ?

NİÇİN AŞIRI YERİZ?

Kilo almamak ve sağlıklı olmak istiyorsak, ihtiyacımızdan fazla yememeliyiz. Birçok faktör aşırı yemeyi motive eder:

  • Beş duyunun etkilenmesi. Sofranın donatılması. İçimizdeki sese kulak verelim. Gıdaların ambalaj ve sunumu.
  • Reklamlar. Tüketicinin duyularına hitap ediyorsa. Özellikle kola, çikolata gibi yiyecek ve içecekler. Marketlerde yine.
  • Şartlanma. Çocuklukta ödüllendirilmişsek.
  • Stres. Zorlu ve sıkıntılı bir iş günü sonunda veya problemliysek.
  • Bitkinlik. Enerji toplamak için. Dinlenme ve egzersiz yapmalı.
  • Sofrada fazla ve çeşitli yemek varsa.
  • Büyük porsiyona hayır. Sofradaki
  • Yemeği bitirmek zorunda hissetmek.
  • Yalnızlık hissi.
  • Alışkanlık. Sabahları beyaz ekmek, reçel, margarin ve paket meyve suyu. Öğle tost veya hamburger, akşam ağır bir yemek. Sorgulamayız bile vücuda etkilerini
  • Zaman yetersizliği. Halbuki rahat, sakin bir ortam. Yavaş çiğneyerek ve şükrederek.
  • İlaçlar. Nöroleptikler. Epilepsi,hipertansiyon ilaçları, doğumkontrol hapları kilo aldırır.
  • Yediklerimize dikkat etmemek. Yediğimiz yerdeki ısı, renk ve sesler de ne kadar yediğimizde rol oynar. Örneğin dikkatimiz dağınıksa –derin bir sohbete dalmışken veya TV seyrederken- daha fazla yemeye yatkın oluruz.
  • Hızlı ve iyice çiğnemeden yemek.

                                      AŞIRI YEMENİN PSİKOLOJİSİ

Yeme aslında insanda içgüdü olarak mevcuttur. Acıkırız ve yeme ihtiyacı hissederiz. Böylelikle beslenerek canlılığımızı devam ettirir, enerji sağlarız.

Ancak açlık duygusu sadece içgüdüsel değildir. Öğrenme ile, birçok faktör yeme psikolojisinde etkili olur. Şişmanlık daha çok kişilerin farkında olmadan veya olarak fazla yemelerine ya da yanlış beslenmelerine bağlıdır.

Aşırı yemede birçok faktör rol oynayabilir:

  • Kendini düzenleme yetersizliği. Şişman kişinin asıl problemidir. Açlık tokluk hissi çalışmıyor gibidir. Açlık duygusuna dayanamadıkları gibi dış faktörlere bağlı olarak sık sık açlık hissederler. Besinlerin görüntüsü veya kokusu, yemek saatinin gelişi, son öğünden beri geçen zaman, yiyecek reklamları acıkmalarını, daha doğrusu açlık hissi duymalarını sağlar. Ayrıca doyma duyguları yokmuşçasına çok yerler. Bu durum bir içsel boşluğun, ruhsal-bedensel dengenin bozukluğudur ve duygusal bir eksikliğin belirtisidir.

Gerçekten de ‘fizyolojik’ açlıkla ‘ruhsal’ açlığın üç ortak belirtisi vardır:  Boşluk hissi, enerji eksikliği, ve bitkinlik duygusu. Görünürde yeme bu üç ihtiyaca karşılık vermektedir.

Boşluk hissini doldurmakta, enerji ve zevk vermektedir.

  • Şuur dışı motivasyonlar: ortak bir temele sahip olsalar da yemeye yol açan faktörler kişiden kişiye değişir. Bazı vakalarda yalnızlık, sıkıntı ve endişe aşırı yemenin başlıca sebebidir. Kişi yiyerek rahatlar ve problemlerden o an için uzaklaşır.Bazı durumlarda ise aşırı kilolar, kişinin yetersizlik duygularını gizlemesini veya cinsellikten uzak durmasını sağlar. Şişmanlık sorunu olan kişiler genellikle davranışlarına hakim olamama hissi ve düşüncesi içindedirler; başkaları ile olan ilişkilerinde kendilerini bağımlı hissederler, bedenlerini denetleyemediklerini ve gerçek bir kimliğe sahip olamadıklarını düşünürler.
  • Stresten kurtulmak için: Özellikle belli bir yaştan sonra sıkıntılı ve stresli günlerin eğlencesi yemek olabilmektedir. Ayrıca dostlarla buluşmak ve sohbet için sofra başını tercih etmek de bir başka yeme sebebidir.
  • Çocukta şişmanlık: Genellikle kalıtım veya yatkınlığa bağlı olduğu düşünülen bu şişmanlık tipi, gelişimin çok erken evrelerine bağlıdır. Çocuk dünyaya geldikten kısa birsüre sonra ilk ruhsal ve bedensel ihtiyaçlarını fark eder ve her rahatsızlık durumunu ağlama ile ifade eder. Anne, çocuğun her rahatsızlığını ona yiyecek sunarak gidermeye çalışırsa çocuk rahatsızlıkla yiyecek arasında doğrudan bir bağlantı kurar ve ileride de kendisine rahatsızlık veren durumları bir şeyler yiyerek aşmaya çalışırlar.
  • Ergenlikte şişmanlık: Ergenlik bireysel kimliğin yeniden tanımlanmasını gerektiren derin değişikliklere yol açar. Ruhsal, bedensel, sosyal değişiklikler, çocuklukta bebeklikten beri var olan kendini yeterince tanımama durumunu daha da ağırlaştırabilir. Böylece yiyecek, ergen için bir sığınma, teselli ve cinsel doyum kaynağı olur. Öte yandan aşırı yemeye bağlı olarak bedensel görüntünün kötüleşmesi bir kısır döngüye yol açar: Endişe aşırı yemeye, aşırı yeme görüntünün çirkinleşmesine ve depresyona, bu durum ise endişe ve tekrar aşırı yemeye sebep olarak problemi büyütür.
  • Tepkisel şişmanlık: az ya da çok şiddetli travmatik (örseleyici) bir olayın ardından veya ağır duygusal stres dönemleri sırasında ortaya çıkar. Bu durumda aşırı kilolar yıkım tehdidine karşı bir savunma oluşturur ve kişinin kendini güçlü hissetmesini sağlar. Aşırı yemek endişe ve depresyona karşı bir sığınak fonksiyonu görür. Tepkisel şişmanlık genellikle, daha önceden de hatalı bir şekilde beslenen yetişkinlerde görülür. Yemenin önünü alamayan bu kişiler yeme ihtiyacının nevrotik yapısının bilincindedir. Bu kişilerde duygusal sorunlar genellikle bir huzur ve mutluluk duvarı ile gizlenir.
  • Kısacası şişmanların mutlu ve neşeli kişiler oldukları aslında inandırıcı değildir. Gerçekte bu kişilerde öfke ve saldırganlığın ortaya çıkardığı suçluluk duygusu, zamanla yerini depresyona ve kendini cezalandırmaya bırakır.
  • Ruhsal sorunları dikkate almadan uygulanan bir diyet, kaygı ve depresyonun yüzeye çıkmasına yol açabilir. Bu tip hastalar saldırganlık, öfke, kaygı ve depresyonu kabul etmeyi, bunlarla yaşamayı öğrenene kadar bir diyeti tam olarak uygulamayı başaramazlar.
  • Şişmanlık ve gebelik: Bu tür şişmanlık, gebeliğin ve anneliğin reddi ile çocuk kalma isteğinden kaynaklanır. Bu tür kadınların bilinçaltlarında doğum ile boşaltacakları korkusu yatar, hiçbir zaman yeterli miktarda beslenemedikleri düşüncesiyle kendilerini yiyecekle doldururlar. Doğum yaptıktan sonra çocuklara aşırı kaygılı ve koruyucu davranırlar. Ayrıca bilinç dışı dürtülerin etkisiyle çocuklarını bağımlı ve şişman kişiler olarak yetiştirirler.

 

Münire Önal

Yorum ekle

Araç çubuğuna atla