Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif Kompulsif Bozukluk;

Obsesyon: gereksiz, mantıksız, saçma olduğu bilindiği halde bilinçli çaba ile uzaklaştırılamayan tekrarlayıcı düşünce , imge ve semboller

Kompulsiyon: çoğu kez obsesyonlardan doğrultusunda yapılmak zorunda hissedilen irade dışı ve tekrarlanan hareketlerdir.

Obsesif kompulsif bozukluk (saplantı-zorlantı bozukluğu) nedir?

Kişiye mantıksız ve anlamsız geldiği halde zihinden kovulamayan, irade dışı olarak sürekli tekrarlayan düşünceler (obsesyon) ve bu düşünce-dürtüler doğrultusunda ortaya çıkan engellenemeyen davranışlar (kompulsiyonlar) ile karakterize bir kaygı bozukluğudur.

Genellikle ergenlik döneminde başlar, çoğunlukla kronik bir seyir izler. Hastalık dalgalanmalarla seyreder, özellikle stres etkenleriyle alevlenmeler sık görülür.

En sık görülen saplantılar (obsesyonlar) nelerdir?

1-Başkalarına ya da kendine bir zarar verebileceği
2-Kir, ter, dışkı ya da kan gibi maddelerle bulaşma olabileceği
3-Düzen , tertipli olma saplantısı
4-Cinsel dürtülerin denetlenemeyeceği endişesi
5-Biriktirme saplantısı
6-Dinsel konularla ilgili saplantılar
7-Beden veya organlarla ilgili saplantılar

En sık görülen zorlantılar (kompulsiyonlar) nelerdir?

1-Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama
2-El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme
3-Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme
4-Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma
5-Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme
6-Belirli bir sıraya göre yemek yeme
7-Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma
8-Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama
9-İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı
10-Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme

Yaşanmış Örnek;

Howard Hughes adını, 2004 yılında başrolünü Leonardo DiCaprio’nun oynadığı, bol ödüllü Havacı filmiyle dünya yeniden hatırladı. 

Howard Hughes Amerikalı bir mühendis, iş adamı ve film yapımcısıydı. 1905 Texas doğumluydu.  
11 yaşındayken Houston’ın ilk radyo vericisini kurdu. 12 yaşındayken, babasına ait buharlı motorun parçalarıyla bir ”motorlu” bisiklet yaptı ve gazeteye çıktı. 14 yaşında uçuş dersleri almaya başladı. 17 yaşındayken dış gebelik yüzünden annesini, 19 yaşındayken kalp krizi yüzünden babasını kaybetti.
Dünyanın en zengin adamlarından biri oldu. Pilot olarak da çeşitli ödüller kazandı.

1947’de oyuncu Jane Greer ile çıktığı bir akşam yemeğinde, Jane’den izin alıp tuvalete gitti. Kadın bir buçuk saat erkeği bekledi. Erkek çıkageldiğinde tepeden tırnağa sırılsıklamdı. Kadın şaşkınlık içinde ”Ne oldu sana böyle?” diye sordu. Erkek izah etti: ”Gömleğime ve pantolonuma ketçap dökülmüştü. Onları lavabo’da yıkadım.” Sonra da asıp kurumalarını beklemişti. ”Kuruduktan sonra da tuvaletten çıkamadım. Çünkü kapı koluna dokunamadım. Birinin gelmesini bekledim.” 

Mikroplardan o kadar korkuyordu ki, sarılıktan ölmüş bir arkadaşının bırakın cenazesine gitmeyi, çiçek bile göndermemişti. Çünkü mezardaki ölüden çıkan mikropların, gönderilen çiçeklerin geldiği gerisin geriye yolu takip edip kendisini bulacağından endişe ediyordu. 1947’nın Aralık ayında, yardımcılarına evine yakın bir film stüdyosunda birkaç film seyredeceğini söyledi. Dört ay boyunca stüdyodaki odadan bir defa bile dışarı çıkmadı. Aynı filmleri, sandalye tepesinde, genellikle çıplak vaziyette dört ay tekrar tekrar seyretti.

1948 baharında ortaya çıktığında berbat vaziyetteydi. Dört ay yıkanmamış, traş olmamış ve tırnak kesmemişti. Temizlik takıntıları yüzünden    inzivaya çekildi. Kendisine âdeta hastane gibi steril bir ortam oluşturdu. Yıllarca mikrop kapmamak için kimseyle görüşmedi. Güneş ışınlarının da mikrop taşıyabileceğini düşündüğünden, pencerelerini kapkara levhalarla kaplattı. Dikkatle ölçülüp kesilmiş yemeklerini elleri eldivenli hizmetçiler getiriyorlardı.

1976’da uzun süre kendisinden haber alınamayınca, yakınları odasına girdiler ve  baygın vaziyette buldular. 1.93 boyundaki dev gibi adam, 41 kiloya düşmüştü.  Meksika’dan Houston’daki Metodist Hastanesi’ne götürülürken, uçakta öldü. Ölüm sebebi böbrek yetmezliği idi.

Temizlik takıntıları o kadar artmıştı ki, yemez içmez olmuş ve sonunda da susuzluktan böbrekleri iflâs etmişti. Kimseyle temas etmek istemediği için de, odasında yapayalnız ölümü beklemişti. 

OKB Konulu Filmler;

1-Koku: Bir Katilin Hikayesi (2006)

2-Siyah Kuğu (2010)

3-Ölüm Uykusu (2011)

muhammet polat

Yorum ekle

Araç çubuğuna atla